Koç Burcunun Özellikleri
Son günlerde, zorlu tavırları, elinizi kuvvetle sıkışı ve güleryüzüyle olağanüstü dostça davranan biriyle tanıştınız mı? Tanrı yardımcınız olsun. Herhalde bir Koç burcu size el koymuş olmalı. Özellikle, sohbet sırasında konuşmayı yönlendirmekte biraz sıkıntı çektinizse…
Kendini idealist bir davaya mı adamış ve öfkeyle haksızlığa uğrayanları mı savunuyor? Tamam işte. ’Kadın olsun, erkek olsun, bu insanlar nerede bir haksızlık olduğunu hissetseler orada savaşa girişirler. Fikirlerini yüksek sesle söylemekten de hiç çekinmezler, Koç, trafik polisine karşı gelecek, ya da silahlı bir soyguncuya aynı şiddetle karşı koyacaktır; yeter ki hangisi olursa olsun, canını sıkmasınlar. Sonradan pişman olabilir ama, öfke anında gözü hiçbir şey görmez. Merih insanları gözlerini hiç kırpmadan, doğrudan doğruya hedefe yönelirler.
Koç, burçlar aleminin ilk yıldızıdır. Tıpkı Balığın ölümü, ruhun bilincini temsil etmesi gibi, Koç da doğumu temsil eder. Koç sadece kendisinin bilincindedir. O, burçlar aleminin bebeğidir ve tamamiyle kendi el ve ayak parmaklarıyla ilgilenmektedir. Kendi ihtiyaçları herşeyden önce gelir. Bir bebek anne-babasının, ya da komşularının uyuyup uyumadıklarına aldırmaz. Acıktığı veya altını ıslattığı zaman yaygarayı koparır. Şimdi, hemen, biberonunu ve altının değiştirilmesini istemektedir; sakın ağırdan almayın. Bir Koç insanı da aklına birşey geldiği zaman, ya da aklından birşeyi çıkarmak istediği zaman, sabahın dördünde hiç tereddüt etmeden sizi çağıracaktır. Ne dediğini dinlemek için neden uyanık değilsiniz? O uyanık ya.. Önemli olan sadece bu. Birşey istiyor. Onu alacak. Koç da tıpkı bebek gibi, dünyayla sadece kendisiyle ilgili olduğu için ilgilenir. Ama, kim küçük bir bebeğe gerçekten bencil diyebilir? Bebek istediklerini verenlere bol bol gülücükler, sevgiler dağıtmaya hazırdır. Bir bebeğe hayır demek zordur, çünkü o kimseye en ufak bir rahatsızlık verdiğinin farkında bile değildir. Koç için de böyledir. Üstündeki masumiyet saldırganlığım yumuşatır, tıpkı yeni doğmuş bebeğin masumiyetinin bencilliğini hoş gösterdiği gibi…
Bu, insanın silahım elinden alan saflık, aynı zamanda Koç insanının korkusuzluğunun nedenidir. Bebek, bir yerini yakmcaya kadar, hiç kimseden ve hiçbir şeyden korkmaz. O zaman bile, canının yandığım unutarak, aym şeyi güvenle tekrar dener. Koç da şeytanca fesatlığın zerresi bile yoktur ve yaşamı boyunca da böyle kalır. Sonsuza kadar bütün kalbiyle inanır, her zaman düşer ve kalkıp aynı şeyi tekrar dener. Kafasında toplanan kuşkular, biri çıkıp da kendisine iyi davranmca hemen yokolur. Tıpkı bir bebeğin bacağına batan iğnenin acısını, sonradan birisi gelip de kendisini pudralamaya başladığı zaman unuttuğu gibi.. Koç bugünden yarına olduğundan başka türlü görünebilir, inanılmaz hayaller kurar ama hiç yalan söylemez. Karşınızda gördüğünüz insan neyse, aslında da odur. O’nda gizli ya da karışık hiçbir şey yoktur. Tıpkı bir bebek gibi çabuk kırılır ve çaresizdir. Daha güçlü ve olgun insanlar, kendisini birşey yapmaya zorladıkları veya O’ndan birşey almaya kalkıştıkları zaman, bildiği tek davranışla tepki gösterir ta ki insanlar huzura kavuşmak için pes edinceye kadar… O’nun ince stratejilere filan ihtiyacı yoktur. Ciğerlerinin gücü ve şaşmaz inadı güzelce istediğini elde etmesine yeter.
Koç’un yapısında ustalıklı düzenbazlıklar yoktur. Merih erkeğinin bir ilişkiyi kesmeyi aklına koyduğunu anlamak hiç zor değildir. Sesindeki ve davranışındaki buz gibi soğukluk ve can sıkıntısı hiç yanılgı payı bırakmaz, genellikle açık açık söylemesi de buna eklenince, durum kristal berraklığına kavuşur. Öte yandan, yakıcı bir Öfkenin patlayıcı alevi daha az ciddidir; hoşnutsuzluğunun belki de gelip geçici bir ruh hali olduğunu ve aşkın kurtanla-bileceğini gösterir. O’nun ateşinden çok buzundan korkmanız için daha çok nedeniniz var.
|
Bu site bir KADINCA ürünüdür.
|

Bu yazı için yorum yapın